Babasının ölümüyle birlikte, Londra’daki Tıp eğitimini yarım bırakan Gül Nihal Şemsettin Gelibolu’daki baba evine geri döner. Evde onu bekleyen Balkan Harbi’nden yaralı dönen abisi Tevfik Çelebi, dadısı ve dadısının eşi ile çocuklarıdır. Gül’ün dönüşüyle birlikte abisi ile yaşadıkları fikir ayrılıkları her fırsatta kendini göstermeye başlar. O sıralarda büyük dünya harbi patlar. Gelibolu’daki baskı gitgide artarken savaş rotasını Gelibolu’ya çevirmiştir.
 

Leylâ YILDIRIM Tutulamayan Sözler

“Bu memleketin toprakları uzar inde kanlarını döken kahramanlar:
Burada dost bir vatanın toprağındasınız.
Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz.
Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız.
Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gön analar;
Gözyaşlarınızı dindiriniz, evlatlarınız bağrımızdadır.
Ve huzur içinde uyuyacakları
Onlar,
Bu topraklarda canlarını verdik; bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

“Kelimeler onu tasvir etmekte kifayetsiz kalır. Gözlerine bakmazsanız ne demek istediğimi anlamanız mümkün olmaz. O gözler hem içinizi burkar, hem sahip olduğu derinlikte yolunuzu kaybetmenizi sağlar. Hele gülümsediği vakit gözlerinde beliriveren küçücük yıldızlar vardır ki, sonsuza dek seyretseniz de yine aynı heyecanı yaşatır size, her belirdiklerinde… Sesini duyduğunuzda o sese dalan aklınız kaybediverir neden bahsedildiğini. Yanında olmak istersiniz umarsızca, fark etmezsiniz de içinize siniverir. Onunla yaşamayı onsuzlukta öğrenirsiniz. Ömrünüzün sonuna dek taşıyacağınız aşka bedenleniverir sonrasında da...”
 
Tutulamayan Sözler Çanakkale Savaşına Dair Yazılmış Masalsı Bir Roman

Leylâ YILDIRIM Tutulamayan Sözler

“Gitme!” demişti William dolan gözlerinden akan yaşlara aldırmadan, “gitme oğlum...”

Leylâ YILDIRIM Tutulamayan Sözler

Aklındaki keşkelerle belkiler durmadan yer değiştirerek dolanırken yazgıya lanet ediyordu. Başka yerde ve başka zamanda tanımış olsalardı birbirlerini her şey çok farklı olur, o zaman kırgın kalbi cesaretle aşka yelken açardı. Sürgün yerinin peri kızı olmasını isterdi. İçinden kopup gidenler canını yakarken siliniyordu sesler, yüzler, renkler…

Leylâ YILDIRIM Tutulamayan Sözler

“Sadece,” dedi titreyen sesiyle, “benim öldüğümü öğrenmeden onu aramayacaksınız.”
Peter, “Ölmeyeceksin,” diye cevap verdi.

Leylâ YILDIRIM Tutulamayan Sözler

“Durduramadığınız savaşın içinde olmaktan daha kötüsü ne olabilir?” diye sorduklarında suratına acı tebessümler yayılan Binbaşı, “düşmanına âşık olmaktır,” cevabını veriyordu.

Leylâ YILDIRIM Tutulamayan Sözler

Eline aldığı toprağı rüzgâra doğru bıraktı. Avuçlarından akıp gitmesine müsaade ederek, “Bunun için,” diye haykırdı, “bizler canımızı kurban ederiz ama vermeyiz kimselere. Tek bir avucunu bile.”

Leylâ YILDIRIM Tutulamayan Sözler

Anzak askerleri, İngiliz Subayların emirlerine kulak asmıyor, fazla kadınsı buldukları için onlarla sürekli eğleniyordu. Aynı atalardan gelmelerine karşın yaşadıkları toprağa gitgide benzeyerek değişmeleri dillerinden, görünümlerine, her ayrıntıda rahatlıkla görülüyordu. Hepsi iri yarı, uzun boylu, yanık tenliydi. Dilleri İngilizce'yi çok kaba konuşuyor, aldırmaz ve kural tanımaz tavırlarıyla İngiliz asaletini zerre kadar taşımıyorlardı.

Leylâ YILDIRIM Tutulamayan Sözler

Garip bir ikilemdi bu; içindeki kadın ile diğer insanların onda gördüğü iki başka kadın olmak, dahası kendini her ikisi olarak da hissedebilmek... Bir yandan saçına firketelerle tutturduğu şapkasını çıkartıyordu. Bunca yıl toprak hasretiyle önde tuttuğu içindeki Türk kızıyla, yaşının yarısını geçirdiği İngiltere'ye ait hissetmesi terazide dengede duruyordu ve birinin diğerine ağır basması gerekmiyordu.

Leylâ YILDIRIM Tutulamayan Sözler

“Bu millet, bile bile koşar düşmana karşı. Aklında ne anası vardır, ne yavuklusu ne de bebesi, sadece vatan vardır uğruna öldüğü... Yediği bulgur çorbasıdır, giydiği çaput, yattığı döşek yerdir, üstündeki kalpak delik. Sorsan, “Hamdolsun,” der dili buna da şükür,”

Leylâ YILDIRIM Tutulamayan Sözler

“Savaş büyüyor,” diyen Murray iyice kederlenmişti, “canım yanıyor elden gelmeyenleri gördükçe.”

Leylâ YILDIRIM Tutulamayan Sözler

Unutma ki savaşları kazandıran beyinlerdir.

Leylâ YILDIRIM Tutulamayan Sözler

“Ülkeler değil mevzu, haklılık yahut kazanç hiç değil. Tercih edilebilir miydi savaşmamak?

Leylâ YILDIRIM Tutulamayan Sözler

Savaş dünyanın bu uzak ülkesinden çıkış bileti gibiydi. İnsanın ömründe bir defa yakalayabileceği fırsatı birçok genç Avustralyalı değerlendirmiş, ilk iş askere kayıt olmuştu. Cesaretlerini tüm dünyaya gösterirken kendilerine Avrupa'yı armağan ediyorlardı. Herkesin kesin gözüyle baktığı zaferle taçlandırılacaktı mutlulukları ve her biri kahraman olup vatana geri dönecekti.

Leylâ YILDIRIM Tutulamayan Sözler

Gün ağarıyor, günlerin en karası doğuyordu. Peter ayağa kalktığında herkesin içinden kopup giden canlarıydı. Yanına katık edecekleri başka da bir şeyleri yoktu zaten.

Leylâ YILDIRIM Tutulamayan Sözler

Nasıl bir duyguydu bir anneye sahip olmak? Güzel olmalıydı... İhtiyaç duyduğunda sarılıp ağlayabileceği, karar veremediği yahut çıkışı bulamadığı her an yanındaki akıl hocası, kandan öte birbirlerine bağlı iki kadın, iki dost olmak kesinlikle çok güzel olmalıydı.

Leylâ YILDIRIM Tutulamayan Sözler

Ağaran günün ilk ışıklarıyla yıkanan güzel toprakları çaresizliğe katılan hüzünlü bakışlarla izlerken hız kesmeksizin Biga Deresine vardı. Gözü tepelere takıldı. Ardında insanların öldüğünü, kopan kıyameti düşünüp ağlamaklı oldu. Kime, neye isyan etmesi gerektiği konusunda artık emin değildi. Düşman oradaki askerler miydi, yoksa onları buraya getirenler mi?

Leylâ YILDIRIM Tutulamayan Sözler

Havanın griye çaldığı sıralarda atın dizginlerinden tutmuş ağır ağır bahçenin bitimine doğru yürüyor, içinde açılan yaranın nasıl kapanacağını düşünüp ağlamamak için kendini zorluyordu.

Leylâ YILDIRIM Tutulamayan Sözler

“İlk önce gözyaşlarını silmelisin çocuk, çünkü gidişim sanma beni kaybettiğin manasına gelmekte. Belki her an yanında yanı başında duramayacağım, lakin aklına her düştüğümde unutma ki ben sende olacağım. Aramızdaki mesafelerin manasız olduğunu işte o vakit anlayacaksın.

Leylâ YILDIRIM Tutulamayan Sözler

Bildikleri takdirde ancak savunabilirler, dediğinde gözlerinde yanıyordu kor ateşler. “Bir toplumun başına gelecek en büyük felâket cehalet olur,” diyerek fikrîni beyan. Edip, “bilgi, aydınlıktır,” diyordu: “bırakalım orada olandan uzak kalmasınlar.”

Leylâ YILDIRIM Tutulamayan Sözler

Savaş, izlemektir sevdiğin insanların ölümlerini, bedeninden yitirmektir uzuvlarını, şanstır eve dönebilenlere, karanlıktır geride kalanlara ama asla boş siperler değildir,”

Leylâ YILDIRIM Tutulamayan Sözler

Dünyanın dört bir yanındaki hanelere, özellikle annelere büyük acılar vaat olunurken oğullarını yolladıkları yerde umutları toprağa gömülecekti. Hükümetten aldıkları mektupta yazan şükran satırlarında (yaralarına iyi gelecekmiş gibi) oğullarının kahramanlıklarını okuyacaklardı.

Leylâ YILDIRIM Tutulamayan Sözler

Kategori: Kitapların İçinde Yolculuk

Etiketler: Tutulamayan Sözler, Leyla YILDIRIM, GiTa, Leyla

Tarih: Cumartesi, Mart 18, 2017

coverSlide-img
,
,
,
,
,
,
,
,
,
,
,
,
,
,
,
,
,
,
,
,
,
,